Sınıf mı Kimlik mi Sorununa Serbest Vezin Bir Zeyl

Marksizm içinde, uzun yirminci yüzyılı karakterize eden sınıf mücadelesi biçimlerinin yeni yüzyıl eşiğinde gerilemesiyle birlikte, iki kutuplu bir tepki ortaya çıktı. Bir grup Marksist, sözlükçesini yirminci yüzyılda oluşturmuş mücadelelerin imgesine ve dolayısıyla bu sözlükçeye sıkı sıkı tutundu. Marksistlerden ayrılan başka bir grup teorisyen ise, mevcut gerilimi bir kriz olarak adlandırarak 1980-2000 dönümünde yükselişe geçen “kimlik” mücadelelerinin ve sonrasında gelişen toplumsal mücadelelerin yarattığı kesintinin ardından yeni bir sözlükçeye ihtiyaç duyulduğunu ilan etti. Bu sözlükçenin inşa edilmesinde “kesişimsellik” büyük bir rol oynadı ve insanların sadece sınıfsal bir birim olmadığı, ayrıca etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim, dini inanç vb. aidiyet veya hasletlerinin de önemli olduğu (haklı olarak) ileri sürüldü. Bu ikinci grup açısından toplum bir ızgaraydı ve özelliklerin bir listesi verildiğinde, bir toplumsal failin ızgaradaki konumu bulunabilirdi: Örneğin Almanya’da işçi, Alman, erkek, heteroseksüel, ateist vb. olabilirdiniz ve bu sizi Almanya’da, tarihin belli bir anında belli bir ayrıcalıklar-dışlanmalar sistemi de olan toplumsal ızgaranın içinde bir yere konumlandırırdı. Ben bu iki hattı sentezleyen üçüncü bir bakış açısı bulmakla ilgiliyim. Bu bakış açısının da ilkinin ruhundan ve ikincisinin ampirizminden beslenmesi gerektiğini düşünüyorum. Öyleyse, öncelikle bu ruh ve ampirizmi ele almak gerekiyor.

Bir Kent Yoksulluğu Deneyimi Olarak Öğrencilik

Sınıf mücadelesinin son yirmi, otuz yılda aldığı özgül biçimler ile emek süreçlerinin örgütlenme tarzlarının ve sınıfın teknik bileşiminin dönüşümü kendini daha ziyade, özellikle de Türkiye'de, sayıları hızla çoğalıp yeni işçi kuşaklarını hızla bünyesine çeken yüksek öğrenim kurumlarının etrafında kümelenen öğrenciler içinde görüşe çıkarıyor. Nedenleri ve nasılları şimdilik bir kenarda dursun, fakat bu dönüşümler öğrencilik deneyiminin … Okumaya devam et Bir Kent Yoksulluğu Deneyimi Olarak Öğrencilik

Dijitalleşme ve Öznelliğin Üretimi: Aşırı-İletişim Çağının Bir Ön Panoraması

[Bu çalışma daha önce Doğu Batı Dergisi'nin "Dijital Çağ" başlıklı Ağustos-Eylül-Ekim 2018 sayısında, s. 39-63'te bir dizi farklılıkla yayınlanmıştır.]1 Bu çalışmada "dijital arayüzlerin" ve "süper-hızlı iletişimin" çoğalışının öznelliğin üretimi açısından yarattığı etkilerin analizi için temel noktalar tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu temel noktaları soruştururken bilhassa twitter, facebook gibi sosyal-medyalar, yani web 2.0 gibi dijital oluşumlar içerisinde sermaye … Okumaya devam et Dijitalleşme ve Öznelliğin Üretimi: Aşırı-İletişim Çağının Bir Ön Panoraması