Son on yıllar politik alanın giderek daraldığı ve kitlelerin, gerek neoliberalleşme gerekse otoriterleşme gibi eğilimler karşısında yaşamları üzerindeki denetimi giderek daha büyük oranda kaybettikleri bir dönem oldu. Kuşkusuz bu dönem, aynı zamanda, kitlesel mücadelelerin bu daralma ve kayıplar karşısında seferber oldukları, bu tarz politikaları işleten hükumetler ile küresel güçleri yer yer sarstıkları, yer yer başarılar yakalayıp yer yer daha şedit baskı biçimleriyle yüzleşmek durumunda kaldıkları büyük toplumsal olaylara da sahne oldu.
Kategori: Politik Müdahale
Türkiye Weimarlaştı mı?
Bu yazıda amacım karşılaştırmalı faşizm tartışmaları literatürüne akademik bir katkıda bulunmak değil. Bir tarih okuması da yapmıyorum. Ne de bizzat karşılaştırma meselesinin faşizm bağlamındaki işlevleri ya da işlevsizlikleriyle ilgiliyim. Amacım son derece konjonktürel bir soru sormak, bu da akademik sorunsala nazaran kolay olmak bir yana çok daha zor olabilir. Soru şöyle: Türkiye’deki konjonktürel dinamikler, Nazizm öncesi Weimar Cumhuriyeti’ndeki konjonktürel dinamiklerle örtüşüyor mu? Bu sorunun yanıtı, güncel kaygı nesnemizde bir kaymaya, bir bakış açısı değişimine yol açabilir.
Yapay zekâ araştırmaları çıkmaz bir sokağa sapmış olabilir
Philip K. Dick'in 1968 tarihli ikonik bilimkurgu romanı Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?, başlığında merak uyandırıcı bir soru ortaya koyar: akıllı bir robot düş görecek midir? Kitabın yayımlanmasının ardından geçen 53 yılda, yapay zekâ araştırması kayda değer ölçüde olgunlaştı. Ancak Dick’in teknoloji hakkında başka yollarla kehânette bulunmasına rağmen, başlıkta ortaya koyulan soru YZ araştırmacılarının ilgilendiği bir şey değil; hiç kimse elektrikli koyun düşleyen bir android icat etmeyi denemiyor.
Öznelliğin Jeodinamiği: Yeni Materyalist Bir Radikal Politikanın İmkânı Üzerine
Bu metin Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen 3. Disiplinlerarası Ekolojik-Etik Karşılaşmalar: Kırılgan Direnişler sempozyumu kapsamında 7 Mayıs 2019 tarihinde yapılmış konuşmadan türetilmiştir. Yeni materyalizmin sağladığı kavramsal araçları Deleuze'ün felsefi güzergâhıyla harmanlayarak ekolojik krizin içinde radikal bir politika üzerine düşünmektedir.
Yoksulluk Mikropolitikaları: Din, Öznellik ve Olanaklar
[Bu çalışma daha önce, bazı farklılıklarla Direnişin Mikropolitikası, (Ed. Mustafa Demirtaş), Pinhan Yayınları, 2019, s. 55-87'de yayınlanmıştır.]1 Bu kısa çalışmada, din ve ilişkili politik soruların oluşturduğu mevcut manzarayı mütevazı bir şekilde sorunsallaştırmayı deneyeceğim. Konunun hassasiyetine, yani dinin, dini kurum ve toplulukların hem tüm dünyada hem de coğrafyamızda oynadığı rolün büyüklüğüne binaen, öncelikle şunu söylemek gerekir: … Okumaya devam et Yoksulluk Mikropolitikaları: Din, Öznellik ve Olanaklar
Çocukluk Deneyimi Etrafında Krizi Yeniden Düşünmek
Bu metin, "Sınıf Mücadelesi: Krizler ve Çıkışlar" temalı 2019 Karaburun Bilim Kongresi'nde, "Ekoloji, Kent, Kriz ve Sınıf Mücadelesi" başlıklı B6 oturumunda sunulmuştur. Aşağıdaki versiyon, bu sunumun ses kaydının transkripsiyonundan hareketle ve bir takım eklemelerle oluşturulmuştur. Bu çalışmada, kapitalist krizi ve sermayenin insan toplulukları ile ekosistem üzerindeki etkilerini çocukluğu ve çocukluk etrafındaki bütün bir deneyimi merkeze … Okumaya devam et Çocukluk Deneyimi Etrafında Krizi Yeniden Düşünmek
Marmara Denizi’nde Basınç, İçimizde de Sermayeye Karşı Öfke Birikiyor
26 Eylül 2019, arka fonda jeoloji uzmanlarının tartışma sesi sürüp gidiyor. Sorular, kaygılar, paranoyalar birikiyor. Uzmanların kaygılı -ve biraz da kibirli- aklıselimi, yayıncının kaygıları, halkın paranoyaları iç içe geçiyor. "Marmara Denizi'nde basınç birikiyor" diyor uzmanlar. Haklılar, Marmara Denizi'nde basınç birikiyor. İnsanlar bu yoksulluk başkentinde mahallerinde inanılmaz ölçüde küçülmüş parklara doluşmuşlar. Zaman zaman videoları, fotoğrafları düşüyor … Okumaya devam et Marmara Denizi’nde Basınç, İçimizde de Sermayeye Karşı Öfke Birikiyor
