Türkiye Weimarlaştı mı?

Bu yazıda amacım karşılaştırmalı faşizm tartışmaları literatürüne akademik bir katkıda bulunmak değil. Bir tarih okuması da yapmıyorum. Ne de bizzat karşılaştırma meselesinin faşizm bağlamındaki işlevleri ya da işlevsizlikleriyle ilgiliyim. Amacım son derece konjonktürel bir soru sormak, bu da akademik sorunsala nazaran kolay olmak bir yana çok daha zor olabilir. Soru şöyle: Türkiye’deki konjonktürel dinamikler, Nazizm öncesi Weimar Cumhuriyeti’ndeki konjonktürel dinamiklerle örtüşüyor mu? Bu sorunun yanıtı, güncel kaygı nesnemizde bir kaymaya, bir bakış açısı değişimine yol açabilir.

Kültür: Gerici Bir Kavram?

Kültür kavramı derinlemesine gericidir. Kültür, semiyotik etkinlikleri (toplumsal ve kozmik dünyada yön bulmayı), insanların atfedildiği sahalara ayırmanın bir yoludur. Bu yalıtılmış etkinlikler, hâkim semiyotikleştirme tarzlarına uygun hale getirilmek üzere standartlaştırılır ve sermayeleştirilir, ait oldukları politik gerçeklikten kopartılır.

Öznelliğin Jeodinamiği: Yeni Materyalist Bir Radikal Politikanın İmkânı Üzerine

Bu metin Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen 3. Disiplinlerarası Ekolojik-Etik Karşılaşmalar: Kırılgan Direnişler sempozyumu kapsamında 7 Mayıs 2019 tarihinde yapılmış konuşmadan türetilmiştir. Yeni materyalizmin sağladığı kavramsal araçları Deleuze'ün felsefi güzergâhıyla harmanlayarak ekolojik krizin içinde radikal bir politika üzerine düşünmektedir.